Bir küçük can

Savaşı el düşmana vermek kolaydı…
Zordu ama kolaydı.

Süngüyü, topu, tüfeği, namluyu kime yönelteceğini bilmek kolaydı.
Zordu ama kolaydı.

İmkansızlık, açlık, sefalet içinde savaşmak, yokluk içinde imkan yaratabilmek kolaydı.
Zordu ama yine de kolaydı.

Sağımız solumuz, önümüz arkamız belliydi.

Düşman belli.
Dost belli.
Adam belli.
Yiğit belli.
Kötü belli.
Nağmert belliydi!

Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için Dİ!

Peki ya şimdi?
Peki ya içimizdeki düşmanlar?
Peki ya yedikçe acıkanlar?
Peki ya asla doymayanlar?
Peki ya arsızlar, utanmazlar?
Peki ya kul hakkına girenler, camide can  verdirenler?
Peki ya kendisini seçen millete hizmet vermek yerine sadaka verenler?
Peki ya vatanını milletini sağındaki solundaki akbabalarına hediye edenler?
Peki ya insan aklı ile dalga geçenler?
Peki ya onca lafa söze, gözle görülür elle tutulur tüm gerçeklere rağmen hiçbir rahatsızlık duymadan makamına koltuğuna zamkla yapışan tipler?
Peki ya adam satanlar?
Peki ya kirli kazançları için insanlığından olanlar?
Peki ya vicdanları körelmiş kötü kalpli kimselerin zulmüne göz yumanlar?
Peki ya bireysel mutluluğunu toplumsal huzurun hep üstünde tutanlar?
Peki ya ortalık karıştırmayı seven münafık kimseler?
Peki ya Antep karası ile dürüst, iyi insanlara çamur atanlar?
Peki ya malına mal, hanına han katanlar?
Peki ya asilzade takılıp, garibanın üstünden geçinenler?
Peki ya yüreği mangal eski Antep yiğitlerinin gölgesi bile olamayan tiplerin ortada adamım diye gezmesine çanak tutanlar?
Peki ya bunu yazanlar ile yazmayanlar arasındaki farkı göremeyenler, görmek istemeyenler?
Peki ya konuşmaya gelince mangalda kül bırakmayıp, eyleme gelince tıpış tıpış köşelerine çekilenler?
Peki ya bu sosyal kahramanlar?
Peki ya bu içi boş çığırtkanlar?
Peki ya bir kağıdın rengine tüm renklerini satanlar?
Peki ya üretmeyi sana, tüketmeyi kendine hak görenler?
Peki ya hep durmaksızın yiyenler?
Peki ya adı müslüman, ruhu zebani dinci şeytanlar?
Peki ya her türlü zorluk karşısında yılmadan, pes etmeden mücadele eden idealist eğitimcilerin yanından bile geçemeyen eğitim aşığı gibi görünen kasa, cüzdan aşığı eğitimciler, idareciler?
Peki ya mesleklerinin yüz karası egoist doktorlar yüzünden kurunun yanında yaş da yanar hesabı yitip giden insan sevdalısı doktorların ve hemşirelerin hakkını canını güvenliğini sağlayamayan düzen kurucular?
Peki ya dilimizde tüyün bitmesine neden olan adalet diye haykıran binlerce insana bir bardak su kıyameti benzetmesi yapan bir küçük canın ahında boğulacak olanlar?
Peki ya bu bozuk düzen bana dokunmaz ise totomu oynatmam diyen kişiliği oturmamışlar?
Peki ya toplumun huzurunu sağlayıp, şiddete dur demesi gerekirken meslek etiğine aykırı davranan şiddet eğilimli polisler, askerler, zabıtalar?
Peki ya iyi görünen kötüler?
Peki ya çocuk değil kitle imha silahı yetiştiren ebeveynler ve bunları farkedip uyarmayanlar?
Peki ya kamu psikolojisini bozan, millete eziyet eden kişiliği gelişmemiş kamu görevlileri?
Peki ya baroda adaletin değil, manavın tartısını bile tutmaya layık olmayan dönemin adamlarına cübbesi kiralıklar?
Peki ya yalabaşcı çığırtkanlar ve bu çığırtkanlara yer açanlar?
Peki ya iyi iş ortaya çıkarıyor diye takdir etmek bir yana, hasetinden ölüp biten , başarılı insanların alınterine göz diken, hatta başarısına çomak sokmaya çalışan hazımsız hasetler?
Peki ya ekmek derdine düşmek zorunda kalan, iş bulamayan, bulmakta zorlanan en iyi konumlara lâyık hakikî yazarların, gazetecilerin değil de kalemi kiralık adı duayen özü beş kuruş etmez gazeteciler ve yazarların kalemine yatırım yapanlar?
Peki ya bilimin argenin girişimciliğin üretimin merkezi olması gerekirken yobazlıkta sığlıkta kaybolan üniversiteler?
Peki ya uyduruktan bir iki sertifika ile milleti kandırıp kendini guru, üstad, uzman , bilirkişi ilan eden parayla reklam yapıp, ödül satın alıp, çevresiyle iş tutturma yolunda emin adımlarla ilerleyen içi fos papucumun uzmanları ve bu uzmanları bilmeden araştırmadan sorgulamadan besleyen bilinçsiz tüketiciler ve toplumun ortalamasına verdikleri zarara engel olmayanlar?
Peki ya toplumun en önemli en kritik yapı taşı olan evlilik müessesini tribün şovuna çevirip, sahte oyunlarla algı yönetimi yapan kimselerin sevginin ve aşkın köküne dinamit atmasına müsaade eden hatta destekleyen sahte toplumsal normlar ve bunların savunucuları?
Peki ya gençleri hayattan koparan vicdansız soysuz uyuşturucu satıcıları?
Peki ya kadını kadınlığından soğutan, toplumsal hiçbir alanda yer vermek istemeyen cahil, aşağılık kompleksi olan adam olamamış despotlar?
Peki ya işi gücü dedikodu yapıp, milletin evini ailesini yediğini içtiğini gözetlemekten kendi sorumluluklarını çoktan unutmuş vasıfsız tüketim odaklı boş kadınlar?
Peki ya insanları dinden imandan soğutan, çocuklara bebeklere hatta hayvanlara tecavüz eden sapkınları engellemek yerine onları barındıran adı inanç maneviyat kurumları?
Peki ya daha hayatının baharında kendini keşfetmesi gerekirken çok küçük yaşlarda sigara ile alkol ile kendini kaybeden gelenek ve göreneklerimizden uzak yetişen nerenin kötü bir alışkanlığı var ise alıp kendine alışkanlık edinen, yitip giden gençlerin kaybolamasına neden olan dolaylı ya da dogrudan herkes?

Peki ya bunun esas mücadele olduğunun farkında olmamak için canla başla kafasını kuma gömenler?

Bu mücadelenin ne zaman farkına varacaksınız?

Gün başka savaşların günüdür.
Önce kendi içimizde…
Daha zor olanı…
Kendi çürüklerimizde!

Evet.
Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için Dİ!

Bir şeyin olması için, her şey gerekir.
Her şeyin yok olması için tek bir şey yeterlidir.
Bazı şeylerin azı da çoktur.
O azın gazabına yetecek kudret yoktur.
Ah gibi.
Hak gibi.
Hakikat gibi.
Gerçek gibi.
Tek bir küçük gerçek, tüm koca yalanları toz eder.
Her iki tarafta da.
Tek bir küçük can gibi!

Peki.
Sustum.
Koydum noktayı.
Kırdım kalemi.
Bu satırları yazdığım kalemimi, bana ulaşan ilk okuyucuya bizzat armağan edeceğim.

Ki gün gelir de birileri, “Neredeydi bu millet!?” diye sorduğu zaman, bir kalem kalsın benden miras…
Soranlara…
Sorgulayanlara…
Vicdanı ile çıkarları arasında kaldığında, hep vicdanını dinleyenlere…
Hakikatı ne pahasına olursa olsun arayanlara…
Aramaktan vazgeçmeyenlere…
Yiğitlere…
Mertlere…
İnsan olanlara…
Ve tüm zulmüne karşı insan olmayanların, insan kalanlara…

Hadi kalın sağlıcakla. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s