Sosyal medya canavarları

Eksiklik!

Koca bir eksiklik olarak tanımlanabilir bu ruh hali sosyal medya canavarlarına dair.

Öyle ki; o eksiklik hiç bitmeyen kapkara bir kara delik gibi yutar da yutar tüm iyi niyetleri ve emekleri de, asla görmez, göremez ne evrendeki ne insandaki güzellikleri.

Ne söylediğinizin ya da ne yazdığınızın bir önemi yoktur aslında onlara.
Amaç karalamaktır, kötülemektir, değersizleştirmek ve de kusmaktır eksikliğini çoğunlukla.

Kara bir gölge gibi takip ederler, satır satır inceler, harf harf fitnelerler…

Eksikliklerinden ötürü, eksik hissettirmek isterler!

Kendi yetersizlikleri ile yüzleşemez ancak başkalarının eksiklerinden zevkle beslenirler.
Onları güzel bir söz de, güzel bir yüz de harekete geçirebilir, iyi bir iş de, iyi bir ilişki de dürtebilir.
Anlamsızlık karmaşasında boğulan bu canavarlar, en çok da anlamlar ve kavramlar üzerinden insanlara saldırırlar.
Hayatlarının anlamsızlığı ile başkalarının hayatlarının anlamını çalmaya çalışırlar.
Hiçlik duygusu, yok etme dürtüsü ile beslenir ve satır satır dökülür tüm ezikliği başkalarının paylaşımlarında.

Fikirleri yoktur.
Dürtüleri çoktur.
Anlamak değildir amaç.
Saldırmaktır en zevkli savaş.
Fiziksel eylemlerin hayaletleri,
Sanal söylemlerin cinnet getirenleri,
İyi niyet katilleri,
Maşa işbirlikçileri…
Görünmeyen kimlikleriyle fikir katliamcıları,
Bitmeyen kinleriyle mutluluk düşmanları,
Gölgelerin gücü adına kaçak dövüşenlerin çukur suretlerinden başka hiçbir şey değillerdir.

Ahlaksızlığı fikir özgürlüğü ile boyarlar.
Türlü türlü ifadelerle satarlar.
Bir çeşit sapkınlıktır yaptıkları.
Beyinlere ve fikirlere tecavüz eder, karşıt fikirlere yaşam alanı bırakmazlar.

Oysa ki, gerçek yaşamın fiziksel ortamlarında sadece silik bir karakter olmaktan, hazımsız bir dürbüncü olmaktan ve iki yüzlü sinsi bir kimlik olmaktan öteye gidemezler.

Gerçekte varlık, sanalda hayat gösteremezler.

Zaman zaman kiralık, zaman zaman satılık zaman zaman ise gönüllü katlederler başkalarına ait cümle ve paylaşımları, emek ve çabaları.

Ne kadın ne erkek, ne yaşlı ne çocuk dinlerler.
İnsanların en manevi değerlerine bile saldıracak kadar insanlıktan yoksundur bu tipler.

Kimi zaman gerçek kimlikleriyle, çoğu zaman sahte isimleriyle arkadan dolanır, her türlü küfrü ederler.
Bir de üstüne insanları galeyana getirirler. Kasıtlı hedef gösterirler.
Tuzağına düşen her bir kişinin ardından canice bir keyifle filmin devamını izlerler.
Onun için kimileri de bunlara münafık derler.
İnsani hiçbir değere öncelik de, önem de vermezler.

Çünkü insan değildirler.

Sadece insan siluetinde varlık gösteren kapkara bir yürektirler…

Bunlar için kendi eksiklerini görmek güneş ile ay arasında bir köprü kurmaya benzer.
Bu eksiklerle uğraşmaktansa karşılarındaki insanların fazlalıklarını kırpmak daha kolay gelir.


Kendilerine kör, başkalarına mercek olan bu sosyal medya canavarları, hep bir şikâyet halinde kusursuzluk sembolü gibi kibirli bir varoluşla ortalarda gezerken aslında altında özgüven eksikliği, kendini sevmeme, kabul görmeme kaygısı ve kontrol etme despotluğu ile çevrelerindeki herkesi aşağıya çekmeyi huy edinirler.

Bu yetersizlik hissi başka insanların başarılarına tahammül edememe ve her geçen gün artarak büyüyen bir hazımsızlık ile kin besleme durumuna kadar bile gidebilir.
Yengeç sepeti sendromu bunun güzel bir örneğidir.
Filipinliler arasında “yengeç sepeti” olarak adlandırılan ve aktivist yazar Ninotchka Rosca tarafından kullanılan kavram “Ben sahip değilsem sen de sahip olamazsın.
Ben başaramıyorsam sen de başaramazsın” şeklinde anlatılan hikâyedir.
Bu hikâyedeki gibi insanların birbirine karşı uyguladıkları psikolojik şiddet derecesindeki davranışlara “Yengeç Sepeti Sendromu” denir.
Bencilliğin kitabını yazan bu canavarlar, hırslarını ön plana alarak başarmanın yolunun başkalarını da geride tutmak olduğunu sanırlar.
Kendileri ulaşamıyorsa, sizin de ulaşmamanız için çabalarlar.
Rekabetçi duygularla, hasetlik ve kıskançlıkla çabalarınızı sabote etmeye çalışırlar.

Böylelerine en güzel cevap, olmayan kişiliklerine istinaden cevapsız kalacakları, için için kuduracakları sessizliktir çoğu zaman.
Bir tık engele kadar yolu vardır bu zavallı eksik iskeletsizlerin!
Tıklanmak da yetmez zaman zaman kimilerine, mahkemeye düşünce gelir o sosyal medya kaplanları, kedi gibi pisi pisi önüne.

Sosyal medya canavarları” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s