Cehalet değil zafiyet, kendinle yüzleş Gaziantep

Günlerdir, haftalardır millet birbirini yedi, yemeye devam ediyor!

Her kafadan olur olmaz ses çıkıyor, insanlar sürekli birbirini suçluyor.

Sen çıktın.
Sen girdin.
Sen gittin.
Sen gitmedin.
Sen maske takmadın.
Kafayı bana taktın!
Kendine bakmadın.

Onunki ekmek teknesi, bizimki üzüm hoşafı.
Bununki aciliyet, onunki zaruriyet.
Şununki torpilli, bununki gariban.
Yaz cezayı, kes fişi yine de çıkarım ben bırakamam işimi.
Ülke başka panikte, Gaziantep bambaşka.

Tabi yine aynı bakış açısının sığ örnekleri tekrar yapmakta, “Her yerde var canım, hep ondan şundan, yerlisinden değil, hep garibandan, kuytu semtinden, zengininden mevkilisinden değil.
Hep fabrikasından ama bağ evlerinden, lüks sitelerin bahçelerinden değil.”

Hastalık bile insan ayırmadı.
Bizim millet ayrımcılıktan çıkamadı.

Bunlarla hiçbir yere varılmaz.
Bu süreç bir ekip çalışmasıdır.
Ve ekibin içinde vatandaş başta olmak üzere yetkililerle birlikte tüm Gaziantep vardır.
Öncelikle topluma ekip ruhunu anlatmak ve öğretmek gerekir ki, sadece kendilerine değil, birbirlerine karşı da sorumlu olduklarını bilsinler.

Bu süreçleri düzenleyenler arasında insan ve eğitim psikolojisini bilen yok mu?

Eğer bir sorunu gerçekten çözmek istiyorsak, ortak akıl yürüterek uzmanların tavsiyelerine kulak vermek ve eğer bir davranışı değiştirmek istiyorsak, cezalarla baskılayarak değil, o davranışa neden olan durumları tespit edip, o nedenleri ortadan kaldırarak davranışın ortaya çıkmamasını sağlamak gerekir.

Cehaletle, eğitim vererek mücadele edebilirsiniz.
İnsanları bilinçlendirmek için neler yapılıyor?
Okumayan bir topluma sadece bir iki satır uyarı yazısı yayınlamak yeterli olur mu?
Neden sadece para cezasında ısrar ediliyor?

Yok illa ceza keseceğiz diyorsanız da, insanlara kamu hizmeti cezası verin.
Verin bakalım o arsız arsız umursamadan yasak delenleri, salgınla mücadele edenlerin yanına iş yapmaya, bir daha çıkarlar mı acaba!
Ya da men edin bakalım herhangi bir kamu hizmetinden, düşer mi yeniden aynı hataya cehaletinden!

Şehrimizde polisin zaman zaman seyirci kaldığı, denetimlerin sıkı olmadığı yönünde çokca ifadeler var.
Peki ya kesilen tüm cezalar tahsil edildi mi?
Millet bas bas bağırıyor, insanlar para cezalarına itimat etmiyor ertelenir, kesilmez, kesilse bile mecbur kalırsa yine kural tanımaz, mecburiyetleri de bir elden geçirin diye.
Halaya düğüne, asker yollamaya gelinceye kadar, toplu taşımalara, bankalara, kurumların içinde zibil gibi yığınla üst üste binen kalabalıklara, hijyenik ortamları yeterince sağlanmamış, kötü şartlarda çalışan işçilerin olduğu üretim alanlarına sıkı denetleme getirin.
İnsanların günlük rutinine göstermediğiniz itinaya istinaden, millet sizi özel gününde yapacağı etkinlikte ciddiye alır mı hiç?

Hastalığın görülme oranlarının en yüksek olduğu bölgeler, ortamlar için daha sıkı kurallar konularak insan sirkülasyonuna neden olacak faaliyetleri azaltıp, mümkünse durdurup yoksa da vardiyalı çalışma ve randevulu hizmet sistemi düzenleyin.
Nöbetleşe görev dağılımı, çalışma saatleri, toplu işlemlerin yapıldığı kurumların ve araçların kısıtlanarak, takiplerinin yapılması için ekipleri görevlendirin.
Ateş ölçer düşmüyor milletin elinden başka şehirlerde!
Her yerde mutlaka ateşiniz ölçülüyor ve ancak öyle içeriye alınıyorsunuz.
Bizde kaç yerde var bir denetleyin.

Herkesin ısrarla sorduğu, “Gaziantep’te bu kadar ceza kesilmesine rağmen neden halen insanlar aynı hatayı yapıyor?” sorusunun cevabını bulmak için bir araştırma girişiminde bulunuldu mu?

Sorun tespit analizi yapıldı mı?
Görev tanımları doğru mu?
Görevlendirme doğru mu?
Takip performansı nedir?
Geri dönüş ne durumda?
Elinizde sürece dair bir performans değerlendirme çizelgesi var mı?

Teşhis konulmadan tedavi yapılmaz.
Takip hiç yapılmaz.

Cehalet, umursamamazlık gibi ölçülmemiş genelleme nedenlerle, pandemi kurulunun ve süreçte yetkili olan herkesin performans değerlendirmesini de yapmadan, tek yönlü analiz ile böyle ciddi bir süreçte kesin yargıya varmak doğru değildir.
Evet, cehalet bir sorun ama bunu tek nedenmiş gibi öne çıkarmak yanlış.

Önce yöneticiler her şeyi tam ve doğru yaptıklarından emin olacaklar sonra karşıda eksik arayacaklar.
İnsanlar kurallara uymuyor, ceza kesildiği halde diye şikayet etmek bir yönetim zaafiyetidir.

Özel sektörde istihdam ettiğim bir yöneticim bana gelip, “İşletmedeki işçileri disipline edemiyorum, kurallara uymuyorlar, maaşlarından kesiyorum ama yine aynı sorunu yaşıyorum.” dediği zaman ona soracağım ilk soru, “Kuralları hedef kitleni göz önüne alarak planlamadın mı?”olur.

Dolayısıyla gerek vatandaş ile, gerek süreç yönetiminde aktif olan ve bizzat sahada olan görevlilerle, gerekse hasta ve yakınları ile olan çeşitli değerlendirmeleri ve araştırma sonuçlarını pandemi kurulunun da aktif bir şekilde içinde olduğu ve Gaziantep Kilis Tabipler odasının da sürece dahil edildiği bir seri ekip çalışması ile, soruna neden olan durumları analiz ederek mutlaka geçerlik ve güvenirlik katsayısı yüksek bir rapor halinde herkesin açık ve net anlayabileceği bir veri haline getirmeniz gerekir.

Vaka sayıları, yaş ortalamaları (hastalık sadece yaşlıları etkiliyor yanılgısından kurtarmak için) yaşadıkları bölgeler, çalıştıkları kurumlar, vakanın ortaya çıkış şekli(Farklı şekillerde ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.) iyileşme süresi ve oranı, hangi aşamalarda neler olduğu, neler yapıldığı, hastanın yakınlarının ya da temas edenlerin nasıl bir prosedüre tabi tutulduğu ve yapılan testin sonucu çıkana kadar hastaya nelerin önerildiği gibi kritik bilgileri içeren bir çalışma, tüm şehre hem belediyeler aracılığıyla hem basın aracılığıyla mutlaka ulaştırılmalı ve düzenli bir şekilde insanlar bilgilendirilmelidir.

Vatandaşın güncel bilgiye ulaşmak istemesi en doğal hakkıdır.

Maalesef broşürler okunmuyor.
Bunlara yatırılan para israftır.
Herkesin cep telefonuna lüzumsuz tebrik mesajları gönderen belediyeler sürece dair bilgilendirme mesajı atmalı, en etkin saatlerde televizyon kanalları ve anonslar ile duyuru yapılmalı, online sunumlar, canlı yayınlar ve görselliği yüksek, akılda kalıcı tasarımlarla bilinçlendirici videoların hatta kısa filmlerin çekildiği çalışmalarla sosyal medya daha aktif kullanılmalıdır.

Bu, hem Türkçe hem İngilizce(turistler için ve şehrimizdeki yabancı kökenli firma çalışanları için) hem de şehirde yaşayan yüksek orandaki Suriyeliler göz önüne alınarak Arapça olmalıdır.


Fıstık gibi sertifikalar değil, işimizi ne kadar ciddiye aldığımızı gösteren fıstık gibi profesyonel formlar ve bilgilendirme uygulamaları hazırlanmalıdır ki, şehir kurumsallık kazanarak imaj güçlendirsin.
Başarılı kriz yönetimlerinde kritik nokta; zamanı doğru planlamaktır.
İş işten geçtikten sonra geriye kalan sadece kaostur. Bugün olduğu gibi.

Belediyelerin arge inovasyon ve teknoloji birimleri bu kriz sürecini en açık şekilde anlatan ve güvenli yönlendirmelerle pamdemiye dair insanların telefonlarına indirip tüm işlemlerini yapabilecekleri pratik aplikasyonlar geliştirmelidir.
(Sahi GBB inovasyonu kapatmıştı değil mi? Ne yazık. Yenilikçilik önemli bir vizyondur. Ve bugün yaşadığımız krize, yenilikçi bir katkıda bulunamamak şehir adına büyük bir eksikliktir.)

Önceki yazılarımda şehrin en önemli sorunlarından biri de eğitim eksikliği, sadece okul değil, şehrin yöneticilerinin kişisel gelişim eğitimleri, kurumların sistemsizlikten ve insan kaynakları eksiğinden kaynaklanan disiplin ve profesyonellik açığı var dediğim zaman nerdeydi millet?

Bir musibet bin nasihatten iyidir hesabı umarım artık şehir nitelikli bir kurumsallaşma sürecine girer de koordine olmaya, ekip çalışması yapmaya ve sistem kurmaya gereken önemi verir.

Öyle havalara sertifika saçıp, bir iki afili söz söyleyip, minik kahve etkinlikleriyle verilen ve sadece gün kurtaran lüzumsuz eğitimlerden bahsetmiyorum.
SWOT analizini yapıp, doğrudan insanın tüm zayıf ve güçlü yönleriyle yüzleşmesini sağlayan, sistemin kalıcılık açısından ve kriz durumlarında ne kadar önemli olduğunu anlatan, yüze yapıcı eleştiri yapabilecek yönetici maşası olmayan birilerinin sesine, kaç yönetici yürekli kulak vermeye diyorum.

Salgın süreci yönetimine dair tüm kurumlar ve yöneticiler bilinçlendirme eğitimlerine tabi tutularak, farkındalıkları arttırılmalı, farkındalık baştan aşağıya doğru olmak üzere tüm birimlere ve çalışanlara kazandırılmalıdır.
İnsan kaynakları birimleri personele hijyen ve tedbir üzerine eğitim vermeli ve sürece dair hassasiyetlerinin performans değerlendirme puanlarına eklenecekleri mutlaka belirtilmeli, mesai saatlerinde dikkat edilen kurallara, mesai dışında da dikkat etmeleri konusunda sorumluluk verilmelidir.
Örnek tutum sergileyen insanlar ödüllendirilmeli, ön plana çıkarılmalıdır.

Pandemi sürecinde başarılı süreç yönetimi yapan illerin işleyişte nelere dikkat edildiği takip edilerek, örnek uygulamalar şehrimize uyarlanıp uygulanarak eksikler kapatılmalıdır.
Bu süreçte insanlara olağanüstü hal neticesinde hayat tarzlarında yaşanan ani değişimden olumsuz etkilenmemesi için psikolojik destek hizmetleri sunulmalıdır.
Ve yeni dönem sosyalleşme tarzı için şehrin bizzat önde gelen isimleri de örnek duruşlar sergileyerek, bunu halkla daha sık paylaşmalıdır.

Gaziantep Kilis Tabipler Odası’nın;
“Böyle gidersek Türkiye’nin Vuhan’ı oluruz! Herkes sorumluluk almalı. Halkımızı, Kamu idaresini ve il pandemi kurulunu uyarıyoruz.
Burada halkımızı eleştirirken; yine esas sorumluluğun hükümette, il kamu idaresinde ve il pandemi kurullarında olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak gerekiyor. İdarecilerimiz her ne şekilde olursa olsun halkımızın sağlığını korumak zorundadırlar. İdarecilerimiz halka sokağa çıkmayın derken, sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmeyerek, zorunlu üretim yapan işletmeler dışında kalan fabrikaları kapatmayarak ve sanal bir iyilik hali algısı yaratarak, halkımızın sürece aktif katılımını sağlayamamıştır.
İlgili kurumlar gereken sorumluluğu almayarak; salgının faturasını yoksul halka, işçiye ve sağlık çalışanlarına yüklemeye çalışmaktadır. Sürecin en başından beri verilerin İl İl , yaş, cinsiyet, risk grupları vb detayları içermesini ve şeffaf olarak paylaşılmasını ve salgınla ilgili genel tedbir ve uygulamaların kentimizin salgın dinamiklerine göre özelleştirilmesini önerdik ve bu önerimizde ısrar ediyoruz. Tekrar söylüyoruz, söz konusu toplum sağlığı ise sorumluluk sokağa bırakılamaz. Kurumlar kararlı davranmak zorundadırlar.
Geldiğimiz noktada Ülkemizin Vuhan’ı olmamak adına;

1. İl pandemi kurulumuz, yeni tedbir ve uygulamaları planlarken ekonomik ve siyasi kaygılarla değil, halk sağlığı ve epidemiyoloji biliminin gerekliliklerine göre, kentimizin demografik, sosyo-ekonomik ve kültürel yapısıyla birlikte, salgın dinamiklerine göre hareket etmelidir.
2. Zorunlu üretim ve tedarik zincirindeki işletmelerin dışındaki üretim faaliyetleri gözden geçirilmelidir.
3. Kentimizdeki filyasyon ekipleri ve test sayısı hızla artırılmalı, hayalet taşıyıcılar saptanmalı, sosyal izolasyon ve kısıtlama süreçleri lokalleştirilmelidir.
4. Kentimizin genelinde maskesiz dolaşım kısıtlanmalı, yasak olmayan günlerde bile yoğun nüfus hareketliliğini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.
5. AVM’lerdeki klima sistemleri acil ve yoğun bir şekilde denetlenmeli, ilgili meslek odalarının uyarıları ve destek çağrıları dikkate alınmalıdır.
6. Halkın panik-rehavet duygu ve davranış dengesi toplum psikoloji ile ilgili bilimsel veriler kullanılarak dengelenmeli, var olan gerçeklikten hareketle sanal iyilik duygusu yaratılmamalı, akademik meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin ve kanaat önderlerinin sürece katılımı sağlanmalıdır.
7. Kentimizle ilgili salgın verileri bilimsel değerlendirme amacıyla detaylı ve şeffaf bir şekilde ilgili kurumlarla paylaşılmalı ve tüm kurumlar sürecin yönetimine dahil edilmelidir.
8. Artan vaka sayısı göz önünde bulundurularak, sağlık alt yapısı organizasyonu güçlendirilmeli, sağlık çalışanlarının standartlara uygun kişisel koruyucu ekipman eksiklikleri giderilmeli, stoklar güçlendirilmeli, sağlıkçılara rutin tarama testleri yapılarak sağlık çalışanlarının sağlığı korunmalıdır.” diye Mayıs ayında açıklama yaptığı ve sonrasındaki açıklamasında da tek tek çözüm önerisi niteliğinde soru sordukları demeçlere neden önem verilmedi yeterince ve vurgulanmadı yerel basında da sürekli bir ceza kesen mağdur yetkililer ve cahil halk edebiyatı yapıldı ve yapılmakta?
Daha kendi içinde koordine olamamış bir yönetim var.
Özeleştiri yapan yok.
Halkın sesinin sözünün olmadığı yerel basında şehrin tüm yöneticileri her gün boy boy haklıyız, çalışıyoruz, şunu yapıyoruz bunu yapıyoruz diye dolaşmakta.

Ortada bir mağduriyet var ise bu, kurallara ilk günden beri uyan, uymayanları kontrol edemeyen yönetim yüzünden daha çok kısıtlanan ve geçim kaygısıyla dışarı çıkmak zorunda kalıp, hasta olmamak için savaşan duyarlı vatandaşa aittir.

Yönetici ise kendi ekibine dönüp sormak zorundadır.
Ekip verilen görevleri tam ve zamanında yapmış mı?
Yöneticinin yaptığı mücadeleye ortak olamıyorsa ekibi, ya da koordine olma noktasında kopukluk var ise, yönetici istediği kadar çaba göstersin, sonuç hep hüsran olacaktır.

Merak ediyorum kaç kişi eleştiri yaptı sürecin yönetimine ve ekibine?
Sabah açıyorum sosyal medyayı, yayın organlarını, “cehalet cehalet cehalet”, millet boy boy fotolarla etiketlenip, rencide edilmiş, peki siz kendi şehrinizin sosyolojik, ekonomik, psikolojik yapısını bilmiyor musunuz, hedef kitleyi tanımıyor musunuz, bu cehalet bu kadar çoksa yeni mi farkettiniz diye sormuyor mu birileri? Aniden mi cahil oldu millet?
Yönettiğiniz kitleyi tanımıyor musunuz?

Sürekli cehalet vurgusu yaparak, faturayı sadece millete kesenleri samimi bulmuyorum.
Yaranmışlık yapmanın zamanı değil şimdi.
Durum ciddi ve bu sorumluluk herkesin ama başarısızlık faturası herkesin değil.
Kimse kenara geçmesin.
Birilerine şirin görünmek için birilerini kurban etmesin kimileri.
Ben de eleştiriyorum cehaleti kardeşim ama her şey cehalet diye kılıfa sokulmamalı.
Şehrin adının güya kötü anılmaması için, yeri geldiği vakit haber yapmayın her olumsuz şeyi diye yerel medyayı eleştirenler neredeler acaba, şehir cehaleti ile ülkenin gündemine otururken? Hadi ulusal medyaya da seslenin, Gaziantep’in Korona vakasında Türkiye birincisi olduğunu yazmayınız, yazacaksanız da hatanın sadece milletten kaynaklı olduğunu yazınız diye.

Mevki makam sahibi olmak kolay değil öyle.
Sorumlulukları ağır olacak elbet.
Onlara da empati yapılacak tabi, ben de yapıyorum zaman zaman Allah yardımcıları olsun diye ama eğer bir mevkiye getiriliyorsa birileri farkı da olacak bir zahmet.

Lider kişiler hatanın sorumluluğunu alırlar, başkalarını suçlamaz ve kurban etmezler.

İyi günde başarı keyif tek benim, kötü günde başarısızlık sefalet hep senin!

Üstüne bir de duyarlı vatandaş misali güçlü yanlısı aydın görünümlü iki üç kişi, tek günah keçisi ilan ettiği millete, aklı kıt bir tek milletmiş gibi ezbere dönen maske takın, mesafe koruyun diye insan psikolojisini bozmaya kadar götüren, faydadan çok zarar veren ve “duyarsızlaştırmaya” neden olan duyurular serisi yapacak! Sonra da dönecek yöneticilere, bakınız ben de uyardım, uyarıyorum tiyatrosu oynayacak.

Cahil dedikleri kimseler için ne yaptılar bugüne kadar onu söylesinler o güç ve bireysel çıkar aşığı şehrin önde gelenleri?
Adı dost sohbetlerinde üç kuruş çıkar için cahile göz yuman kimi insanlar mı sokaktaki cahili eleştirecek?

Bu duyuruları yapan, sözde halkın ve şehrin sağlığını düşünen kişiler, süreci yönetenlere de yaptılar mı uyarılarını, eleştirilerini?
Bakınız şuralarda bu var, bu uygulamanız yanlış, şu uygulama daha yerinde olur gibi önerilerde bulundular mı?

Değer kattılar mı?

Yapanlara eyvallah ama yönetime gık çıkarmayıp, millete medeniyet bekçiliği yapanları ve tüm faturayı halka kesenleri kınıyorum.

Demek ki neymiş, bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek çok yanlışmış!
Gün gelir o yılanın adı cehalet, gün gelir taraflı adalet, gün gelir salgından kıyamet olur hepimizin boynuna dolanırmış.

Hangi kamarada oturduğunun da, lüks olup olmamasının da bir önemi yokmuş, gemi batarsa hepimizi birden boğarmış!
Kimi önce kimi sonra ama sonunda kimse hayatta kalmazmış.

Demek ki neymiş, milletin artık birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için ilkesine dönmesi gerekmiş…

Bir tek ve hep ben ile iyi hiçbir şey olmazmış!

Peki son soru!

Yakın bir zamanda Gaziantep’in pandemi sürecine dair bir anket yaptım.
Onca işimin gücümün arasında bir video haline getirdim düzenleyip, millet ne cevap vermiş diye hangi yetkili izledi acaba?
Şehrini beklentisiz seven insanları şehre küstürdü kimilerinin kibri ve açgözlülüğü. Kadir kıymet bilmeyenlerin nitelik kaybettirdiği trajedi dünyasına döndü Gaziantep.
Öyle uzun zamandır kafasını kuma gömmüş, körler sağırlar düzeninde yol almış ki; artık kim kimdir ezbere biliyor, ancak yanlış bile olsa aynı kısır döngülerde, bir türlü kıramadığı o direnciyle kötünün iyisi kabullenişi ve kontrol takıntısıyla çıkamıyor bazı saplantılardan.
Farklı fikirleri de duymuyor dolayısıyla.

Ben bir mum yakmışım, emek vermişim, umrunda mı olması gerekenlerin?Olanlar zaten güzel mesajlarıyla destekleriyle teşekkürleriyle hatta benim fazla iyi niyetli, çabamında anlamsız olduğunu bazı kötü düzenlerin değişmeyeceğini de ekleyerek takdirleriyle yanımda olduklarını sürekli dile getiriyorlar zaten.

Burada GAZİANTEPLİ KADIN BİR YAZAR var ve birileri istemese de yazıyor.
Sessizlikte kaybolanlar nerede peki?


Çok yazdım yine.
Zihnini yorduklarım kusura bakmasın. Farklı fikirler aşkına… Sevgiler.

Cehalet değil zafiyet, kendinle yüzleş Gaziantep” için 6 yorum

  1. Gaziantep’te yaşayan biri olarak bu süreçte yaklaşık 10 ilde bulundum.Ancak Gaziantep’teki insan hareketlerinin aynısını diğer illerde de gördüm.Genel olarak farklı hiçbir korunma şekli yoktu.Gaziantepteki oranların yüksek oluşunun gerçek sebebleri araştırılmalı.Covid 19 testi yapılacağına ülkeyi yönetenlere IQ testi yapılsa ve buna göre bir aksiyon planı hazırlansa çok daha başarılı olunacağına inanıyorum.At arabası ile otobanda sol şeritte gider gibiyiz.Ekonomimiz süper, eğitim kalitemiz muhteşem ,adalet sistemimiz dünyaya örnek,o kadar iyiyiz ki 100’den fazla ülkeye yardım ettik kesin cennetliğiz.Çok şükür terör bitti hiç şehit ateşi düşmüyor.İmamlar hahamlar veya papazlar yakında virüse ilacı da bulur.Fulya Hanım kral çıplak mevzu bahis Gaziantep’teki vaka sayılarının yüksekliği değil.Yıl 2020 eskilerin hesabı ile asgari ücrete 3 çeyrek altın alınıyor.Sevgiler.

    Liked by 1 kişi

  2. FETÖ gibi bu korona belasını da çok güzel kullanacaklar, bence bu korona kişiye göre değişiyor yasaklar ona göre konuluyor…

    Liked by 1 kişi

  3. ”Özel sektörde istihdam ettiğim bir yöneticim bana gelip, “İşletmedeki işçileri disipline edemiyorum, kurallara uymuyorlar, maaşlarından kesiyorum ama yine aynı sorunu yaşıyorum.” dediği zaman ona soracağım ilk soru, “Kuralları hedef kitleni göz önüne alarak planlamadın mı?”olur.”
    cahiliz tek kelime ile..para ile caydıramadık,tedbirlere aldırış etmedik..gerçekleri söyleyin sayın yetkililer mesela dünkü ölümlerin 70 % si şehrimizdeydi..herkes yoğun bakımlar dolu diyor..ama yetkili kişilerin ağzından duyamadık..can en büyük derdimiz..açık açık anlatın durumu..daha ne demem gerekirki..(yazınız bu arada çok iyiydi kutlarım..selamlar)

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s